DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 25°C
Rüzgarlı

Şehir yaşanan demde insanın zindanıdır – 3

27.12.2018
127
A+
A-

Hayatın manasını idrakten yoksun olmanın ismi haline gelen modernite, günümüzde insanın şehir hayatında kısa cümlelerle iletişimi sağladığını gösterir.

Kendisini şehirli bilenlerin elit-beyaz sayıldığı ortamda evleri de sıradan vatandaşın mahallelerinde değildir, artık. Dünün zengin, varlıklı insanı bulunduğu mahallede herkes gibi bir yaşam sürerken, kazandığıyla etrafındaki fakir insanları memnun ederken, evine getirdiği ne varsa çevredekilerle paylaşırken, günümüzde aynı mahallede zengin olanlar, mekân değiştirmiştir.

Çocuklar aynı okula gitmemektedir, aynı fırından ekmek alınmamaktadır, aynı kasaba uğranılmamakta ve aynı ibadethaneye gidilmemektedir. Aynı kahvehanede çay içilmeyince, aynı sokaklarda karşılaşmayınca, aynı bakkaldan alışveriş yapılmayınca aradaki bağlar kopmuş durumdadır.

Dünün mahallesinde insanlar mes’ut ve bahtiyâr iken, mekânların ayrışması, şehirlerde fakir ve zengin mahalleler ortaya çıkarmıştır. Fakir mahallelerde hayat, adeta güvenliksizmiş gibi, kendilerini mal varlıklarıyla bu açmaz gördükleri yerlerden kopartanlar, etrafı yükselen duvarlarla tel örgülerle çevrili, kapısında güvenlik görevlileri bulunan, çok katlı apartmanların bulunduğu, adına “Toplu Yaşam Alanı” denilen sitelerde güvenli hissetmeye başlamıştır.

Bu toplu yaşam alanlarında her ihtiyacın karşılandığı alışveriş merkezleri, iş yerleri ihtiyaç bildirimlerinde bir telefonla isteneni, daire kapısına kadar getirecek konumda işleyişe sahiptir.

Sabahleyin çocukların özel servis aracıyla özel okullara gönderildiği, iş yerine özel arabalarla gidildiği, çok çocuğun olmadığı yaşamda, akşamleyin iş dönüşü, sayısı üçü-dördü geçmeyen aile bireyleri, çoğunlukla tütmeyen ocaklarına yabancı kalmakta, akşam yemeklerini dışarda yemekte ya da sipariş etmektedir.

İnsanın insanın kurdu haline getirildiği yaşam tarzında aradan sevgiyi, saygıyı, merhameti, yardımlaşmayı, maneviyatı, değerleri kaldıranlar, övündükleri yaşam tarzlarıyla kendi nefislerine esir biçimde, kazandığını dünyada harcama yetkisine sadece kendisini sahip görmekle, yetiştirdikleri çocuklarına sadece kendi başlarına bir hayatı sahiplenmelerini öğütlemekte ve toplumu birbirinden ayrıştırmanın önünü açmaktadır.

Kendilerinden başkasını kirli, zararlı, tehlikeli bilenlerin zenginleşme serüveninde yoksulluktan bu güne gelmenin insanın şuur altında kalan ezilmişlik psikolojisi yer yatar, çoğunlukla. Okumuş, üniversite mezunu olan, toplum içinde mesleği itibarlı bilinenlerin, kendilerini okumuşluklarına rağmen toplumdan tecrit etmeleri, nasıl açıklanabilir?

Böylesi şehirleşme hikâyesinde kendisini başkasından üstün gören anlayışın kimliğinde saygıyı, sevgiyi, merhameti, vicdanı aramanın beyhudeliği söz konusudur. Kısa cümlelerle meramını dile getiren, saygının ve sevginin ne olduğunu nereden bilir?

Çocuğunun ruhî bunalımlarını özel hekimlerde çözümlemek isteyen okumuş olanlar, akvaryumda balık besleyerek, kafese kuş tıkayarak çocuğun çözüm bekleyen meselesine sevgiyle yaklaşmayı düşünmemektedir. Sofrasında hiçbir eksiği bulunmayan, adeta dünyaya yemek için, içmek için, ihtiyaçlarını karşılamak için parayı yeterli güç bilenler, merhamet pınarından bir yudum almış mıdır?

Devam edecek…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.