DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 31°C
Gök Gürültülü

Türkçe’nin korrapsiyona uğraması

26.01.2019
187
A+
A-

Günümüzde Türkçenin dejenere olması beni bir hayli irrite ediyor, bu gidişata dur demek ve bu handikapları gidermek hepimiz için bir insanlık görevidir.  Aslında bu olayı fazla ekzajere etmeye gerek yok ama yine de bu korrapsiyon çok ileri gitmeden, fazla efor sarf etmeye gerek kalmadan bir dur demek lazım. Bugünkü konjektüre göre dilde sadeleşme yapmanın en etkili yeri üniversitedeki departmanlardan önce kreşlerdir çünkü çocuklar küçük yaşta ne öğrenirlerse o kadar etkin olur.

Ülkemizde medyanın başta gelen TV kanallarından Star TV, Show TV, Fox TV ve CNN de Prime Time saatlerinde çocuklar için eğitici yayınlar yapılabilir.  Caillou, Ninja Turtles, Ben Ten, Bakugan, GeneratorRex, Adventure Time, Regular Show gibi çizgi filmler ile Türk kültürünü tanıtan konular için start verme zamanıdır, bu konuda rejisörler her vizyon sahibi insan gibi misyonlarını yerine getirmelidir. 

Elbette ki bu handikapı gidermek için sadece bir kaç kuruma yüklenmek yanlış olur, birçok kurumun başında bulunan direktörler ya da daha Türkçesi menajerler elini taşın altına koymalıdır. Örneğin, bu dejenerasyona dur demek için Shopping Mall’lardafotoğraflar,sinevizyon gösterileri ile demostrasyon yapılabilir. Starlar kliplerinde bu konuyu vurgulayıp, coverlar yapabilir ve freecdler dağıtabilirler.. 

Genç jenerasyon MP3 playerlarındaTürkçe’ye değer veren, dejenere olmamış müzikler dinleyebilir.  İlaç represantlarının dağıttıkları promosyonların üzerinde prezentabıl bir şekilde dilin korrapsiyona uğratıldığı anlatılabilir. Büyükşehir Belediyesinin Karma İlköğretim Okulunun tam köşesinde bulunan ve geçen yıllarda “Konya Müze-İ Hümayun Binası Rekonstrüksiyon İnşaatı” yazan büyük bilbord’a“Türkçe Dejenere Oluyor!” Başlıklı bir afiş asılabilir.

Gelecek jenerasyonun daha etkin TURKCHE konuşması dileği ile…..

Not:  Yukarıdaki yazı içerisinde geçen “Türkilizce” kelimeleri sizde kullanıyorsanız, üzgünüm ama Türkçedeki yozlaşmanın bir parçasısınız!

Dünyada değişmeyen tek şey değişimdir.  Elbette her gün bir yenilik, teknolojik değişim, ihtiyaçlarda artış ya da eksilme oluyor. Dolayısıyla bu değişimler iletişimin vazgeçilmezi olan dilimizi de etkiliyor.  Bu arada terimlerin anlamları çok önemli, konu bağlamında yozlaşma ve değişim terimlerini iyi anlamak gerekiyor.

Değişimi olumlu olarak ele alırsak günün ihtiyaçlarına göre yeni kelimeler türetebilir ve hayatımızda yer almasına izin verebiliriz.  Örneğin seksenli yılların başında Bilgisayar hayatımızda yer almazken bu teknolojinin ülkemize girmesiyle Komputür kelimesinin yanında Bilgisayar kelimesi kullanılmaya başlamıştır hatta günümüzde daha yaygın şekilde kullanılmaktadır. Yozlaşma ile değişimin farkı burada başlamaktadır Bilgisayar varken Komputür’ü kullanıyorsak işte o zaman dildeki yozlaşmanın parçası olmaya başlamışızdır. 

Burada diğer bir sıkıntı teknolojiyi biz üretmiyorsak, geliştirmiyorsak o zaman teknolojiyi üreten ona hayat veren milletlerin koydukları isimleri de genellikle almak zorunda kaldığımızdır.  Bir şeyin isim babası olmak için onu bizim üretmemiz gerekmektedir aksi takdirde başkalarının babalığını yaptığı şeyleri kullanmak zorunda kalırız.  Bu durumda konunun bir başka yönü ancak üzerinde en fazla düşünülmesi gereken kısmıdır kanaatimce. 

Konu başlığımız ile bağlantılı olarak bu yazımızda ele alacağımız esas husus yozlaşmaya neden olan aşağılık duygusuna kapılmamız ya da bazı güçlerin bizi bu duyguya sürüklemesidir.  Gençlerimiz öyle bir ruh haline sokuluyor ki aynı ayakkabı, aynı giysi Türk ismi olunca değersiz, yabancı isim olunca değerli oluyor.  Maalesef insanımız bu sömürge nehrinde kendisini kaptırmış öyle sürükleniyor.  Alışveriş merkezlerinde, çarşıda, pazarda işyeri isimlerine baktığımız zaman yabancı isimlerin ne kadar çok olduğunu hatta neredeyse Türkçe isim kullanmaktan kaçınıldığını göreceksiniz.  Örneğin; işyerinin tabelasında led ışıklarıyla “Star Bakkal” yazıyor, Star’ı hiçbir zaman ülkemizi almayacakları aslında amaç olarak değil araç olarak gördüğümüz AB’ye aday ülkenin bakkalı olarak yazdığını farz edelim, yabancı bir turist geldi Star’ı okudu yıldız olduğunu anladı, Bakkal kelimesini ne yapacağız? Turizme hizmet için yazdığını iddia ediyorsa, o zaman Türkçe olarak Yıldız Bakkalı yanına da Star Grocery yazabilir.  Ancak kim ne derse desin Star Bakkal yazmak aşağılık duygusundan başka bir şey değildir.  İşte bu durumun yansıması da dilimize, gündelik yaşantımıza olumsuz olarak dönüyor. 

Dildeki yozlaşmanın sebebine bir başka bakış açısı; yabancı kelimelerin sözüm ona entelektüel dedikleri kesim tarafından bolca kullanılmasının sebebi de bir cümle ne kadar anlaşılmaz ise bir o kadar değerlidir felsefesidir.  Elbette meslek dili dediğimiz jargonayrı bir konu, meslektaşların ya da o bilimin, konunun kendi literatürü, kelime hazinesi vardır, gayet doğaldır bu durum.  Ancak handikapların, ekzajere etmenin, start vermenin, spesifik konuların fazlasıyla havada uçuştuğu televizyon programlarını izlerken hiç düşündünüz mü toplumun yüzde kaçı anlıyor? Yabancı dil bilenler bile o kelimeyi çözmeye çalışırken konuyu kaçırıyor.  Bir de bu kelimeleri kullananların gerçekten sağlıklı iletişim kurmak gibi bir kaygıları var mı? bu da ayrı bir tartışma konusu!  Start vermek;  start: başlamak, start vermek: başlamak vermek gerçekten bu kelimeyi günlük hayatımızda onlarca kez duyuyoruz, sizce de saçma değil mi? Güleriz ağlanacak halimize sözü sanki bir televizyon kanalının Türkçe Olimpiyatları Başladı yerine start verildi diye yazması için söylenmiş. 

Dil toplumu oluşturan en önemli değerdir. Dilin yozlaşması toplumun yozlaşmasının göstergesidir diyebiliriz şöyle ki; eğer bir toplum kendi anadilinde olan kelimeleri kullanmıyor, yetersiz görüyor, aşağılık görüyor ya da karşılık bulamıyor ise o zaman başka milletlerin yörüngesine girmiştir.  Kendi çekim alanımızı oluşturmak için tüketen değil üreten millet olmamız gerekiyor, bunun içinde bizlere düşen görev gençlerimizin özgüvenlerini kazanmalarını sağlamak, yollarını açmaktır. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.