DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 29°C
Parçalı Bulutlu

Vâlinin öfkesine bakın…

Vâlinin öfkesine bakın…
23.10.2020
199
A+
A-

“Jakoben” Fransızca bir kelime. Vatandaşa yüksekten bakma, tepeden inmecilik ve baskıcı tutumu çağrıştıran bir kelime. Fransız İhtilâli’nde meydana gelen siyasî klübün mensuplarına verilen ad olmakla birlikte “şiddet taraftarı, siyasî görüşlerini, toplum projelerini zor kullanarak yerleştirme taraftarı” kimseler.
Bu “kimseler” siyasî elit tabakaya mensup “jakobenizm” taraftarı olanlar oluyor. Bizde de 1930’lardan çok partili siyasî hayata geçtiğimiz 1950’lere kadar vatandaşa tepeden bakan bir elit siyasî parti ve klüplere üye tabaka ülkeye yön vermişti.
21.yüzyılda ülkeye acaba kim/kimler yön veriyor?


Denizli Valisi, Kovid-19 salgını dolayısıyla esnafı maske-mesafe ve temizlik hususlarında denetlerken bir dönerci esnafına uğruyor. Döner kesmekle meşgul esnafa; ilk sözleri “Evet. Hayırlı işler…” oluyor. Sonra dönerci işçisi oralı olmayınca “Dönerci!” diye hitap ediyor. Dönerci, dönerini kesmeye devam edince de; yanındaki yetkili zevata öfkeyle dönerek bu dönercinin elinde eldiven yok. Burasını kapatın!” talimatı veriyor.


Bir vilâyette, devleti temsil eden en yüksek memur olan Vâli ile bir esnaf arasında geçen bu diyalogdan çıkarılacak çok dersler var.
Denizli İlbeyi, esnafa, Allah’ın selâmıyla veya “merhaba!” diyerek hitabetmiyor. İkinci husus yüzündeki maskeden dolayı dönerci kendisini tanımıyor/tanıyamıyor. Dönerci, kendisine selâm vermeyen maskeli birisini iş yaparken muhatap almayarak cevap vermeyebilir. Bu bir insanlık halidir.


Diyeceğim o ki; devletle-millet, devletle-halk, devletle-vatandaş yıllardan beri niye kaynaşamıyor?..
Millete, halka, topluma ve vatandaşa yukarıdan bakan devlet memurları ve yetkilileri yüzünden.
Bu kökünden halledilmesi gereken problem ve mesele günümüzde de devam ediyor. Sanırım Özal döneminde, devlet-millet barışmasını sağlamak amacıyla devletin polis karakolları halka açılmıştı. Şimdi o polis karakollarının duvarları “güvenlik” gerekçesiyle yükseltildi, önlerine konulan demirler yetmeyince beton bariyerler konuldu.
Devlet-Millet kaynaşması ve/veya barışı o zaman nasıl sağlanacak?


Denizli Vâlisinin, kendisine cevap vermediği gerekçesiyle bir dönerci dükkanını kapattırma talimatı vermesi, buna bir misâl ve örnek teşkil ediyor. Bu, Türkiye’nin “adam” olamamasının önündeki en büyük engellerden birisidir.
Hani meşhur hikâyedir: İhtiyar olan babası, vali olup apar topar makamına getirttiği oğluna demiş ya…
“Ben sana vali olamazsın değil, adam olamazsın demiştim.”


Denizli İlbeyi, hatasını sonradan fark edip özür beyanında bulunmuş. Ama “yaparım, ederim, kapatırım”la bu işler yürümüyor. Onun için büyüklerimiz ne demiş: “Önce düşün, sonra söyle”, “Ertesi gün özür dileyeceğin sözü söyleme.”, “Öfkeyle kalkan zararla oturur”. Peki devletin en yüksek memurunu denetleyen bir sistem (mekanizma) var mıdır? Koronavirüs salgınından dolayı burnundan soluyan esnafa devlet memurları ve yöneticilerin iyi davranmaları gerekir.


Gözle görünmeyecek kadar küçük bir virüs, sekiz ayda devletle milletin- devletle halkın, devletle esnafın, devletle vatandaşın arasını nasıl açtı ve açıyor.
Gören gözler, işiten kulaklar hani nerede?..
Mustafa Balkan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.