DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 29°C
Az Bulutlu

Yanımızdaki Tarih..

22.10.2018
197
A+
A-

Toplumda tarih derken geçmiş anlaşılır. Geçmişte yaşanılan her şey tarihin içinde yer alabilir. İnsanlar gibi bütün canlıların da tarihi vardır. Hatta bütün nesnelerin tarihi vardır.

Neden “yakınımızdaki tarih” ?

Toplumda tarih derken geçmiş anlaşılır. Geçmişte yaşanılan her şey tarihin içinde yer alabilir. İnsanlar gibi bütün canlıların da tarihi vardır. Hatta bütün nesnelerin tarihi vardır. Tarih bilimi ise belli bir zaman ve belli bir mekanda işlenen olayları ele alır. Bir bakıma insan ve çevresi ile olan münasebetinin neden sonuç ilişkisi içinde yorumlamasıdır.

Tarih, tarihi geçmiş kullanım süresi dol muş mudur?

Bu soruya vereceğimiz cevap tabi ki  koca bir “HAYIR” olacaktır. Tarihi olaylar hep canlıdır. Geçmişte yaşananlar hep yaşamıştır, olguları bizi içine almıştır.. Gelecekte de varlığını sürdürecektir.

Etkileri ile günümüzde ve gelecekte süregiden bir olgular kümesidir. Bu olgular suskun bir şekilde tarihçisini bekler. Tarihçi ona şekil verir. Yani olguların suskunluğunu bozar. Ancak her bir tarihçi, diğer insanlar gibi yaşadığı doğal ve sosyal çevrenin bir parçasıdır. Bu çevre ile insan arasındaki alış veriş kültürleri oluşturur. Her insan olgularını simgelere yüklediği gibi bu simgeleri besleyen kültürel havzalar vardır.  Kültürel havzaları  yatay olarak vatan denilen coğrafi alanlar oluşturduğu gibi, dikey olarak da geçmişten günümüze dikey olarak  tarihi bir geçmişe sahip olan millet  adına millet denilen tasada ve kıvançta aynı duyguları paylaşan topluluklar oluşturur. İnsanın düşünce dünyasının temelinde coğrafi ve toplumsal çevre en önemli dayanak teşkil eder. Hiçbir düşünce kendi başına temelsiz bir binada var olamaz. Bu yüzden çevremizde ki her türlü doğal ve yapay ortaya çıkmış eserler bizim hafızamızda derin etkiler bırakır. Bu varlıkların kökenleri de binlerce hatta milyonlarca yıl öncesine  uzanabilir. Bir denden bire yapay bir kültür inşaası düşünülemez.

Görülen o ki geçmişte var olan hiçbir kültürel simge yok olmamıştır; ya kılık değiştirmiştir ya da olduğu gibi kalmıştır. Bu nedenle geçmiş ölü bir geçmiş değildir. Yaşanılan, yaşanılacak olan bir anın temelidir. Kimi zaman binlerce yıl önce yaşanılan doğal bir felaket kültürel dünyamızı etkilerken, kimi zaman yanı başımızda duran geçmişten gelen bir  simge kafamızı kurcalar durur. Dillenmek ister, söyleşmek ister. Bunlardan biri de bizim “Gamalı Haç” olarak bildiğimiz literatürde  Swastika olarak adlandırılan simgedir.

Belki de Swastika kadar kötü bir şöhrete sahip başka simge yok gibidir! Başlangıçta ölümsüzlüğün sembolüdür.. Sonra iyiliğin, daha sonra da kötülüğün sembolü olmuştur..

Sembolleri insanlar oluşturmuştur.. Onlara iyiliği de kötülüğü de atfeden insanlardır..

İlk kez 12 bin yıl önce ortaya çıkan swastika, binlerce yıl Antartika hariç nerede ise bütün kıtalarda  kullanılan bir imge idi.

Başlangıçta 12 bin yıl önce Kuzey Karadeniz çevresinde Ukrayna’da görülen bu kültür daha sonra  Orta Anadolu’da Çatal ve sonra da Mezopotamya’da kendini gösterir.  Mezopotamya ile evrenselleştiği söylenebilir. Sümerlerin ataları olduğu tartışılan Samarra Kültüründe çanak çömlek bezemelerinde oldukça yaygın bir şekilde görülür. Buradaki çanak çömleklerinde yaban keçileri, ana tanrıçalar, balıklar ve kuşlar birer swastika şekline sokulmuşlar ve hatta onlarda merkezde dönmekte olan bir swastikanın çevresinde adeta bir pervane gibi dönmektedirler.

Swastika..

Mezopotamya’dan doğuda Elam, Orta Asya, Hindistan ve Çin’e, batıda Mısır, Akdeniz Dünyası ve Avrupa’ya yayılır.. Troy’da beş bin yıl önce çok yaygın bir şekilde kullanılır. Tunç Çağı’nda Anadolu’da yaygındır. 1986 yılında Hazar Gölü kıyısındaki Hilindır höyükte bulunan bir çömlek üzerinde de görmüştük. 4 bin yıl önce Girit’te görülür. 3 bin yıl önce İtalya’da Etrüsklerde görülür.

Doğu’da Aryanların, Hinduiazm, Budizm, Taoizm ve Jeynizm’in simgesi olur. Mısır’da Kıptilerin, Orta Doğu ve Avrupa’da Hristiyanların simgesi olur. Orta Asya bozkırlarında Türk kültüründe Oz olarak karşımızda çıkar. Gök Tanrıcılık, Şamanizm, Budizm ve Zerdüştlüğün kesişme noktasında bulunan Türklerin neyi ne kadar aldığıkları verdiklerini burada uzun uzadıya tartışmak yetersiz kalır. Ancak bir çok kültür dünyası ile tanışan Türkler her bir kültürde abartmadan kendine yakışanı almasını bilir. Aşırıya kaçmaz, aldıkları onun ayağını bağlamaz, bir yenisi ile değiştirir ya da dönüştürür.. Swastika’da öyledir. Orta Asya İslami dönem mimarisinde mescit, medrese ve türbelerinde Arapça Allah lafzı ile iç içe verilmiştir.  İran’da Yezd’e Ali Mescidi’nde yazılmıştır.

İran Yezd Al Mescidi..

Bu kültürün bir uzantısının da Karatay Medresesi kapısında süsleme unsuru olarak kullanıldığını görürüz.

Bir de Anadolu Selçuklu eserlerinde çok sayıda Roma ve Bizans devşirme malzemesinin kullanıldığı görülür. Atalarımız heykel, simge dememiş güzel olan her ne varsa mimarisinde kullanmıştır. Eşrefoğlu camisinin minaresinin kaidesinde Roma dönemi kabartmalı bir lahit, Sahip Ata Camisinin minaresinde meduza kabartmalı bir Roma steli görebilirsiniz. Korkmayın o meduza eskiden Roma zamanında mezara zarar vermek isteyenler için yapılmıştı. Sizin tıraşlamanıza gerek yok!..

Hoca Hasan Cami’sinin minaresinin kaidesinin kuzey cephesinde bir swastika vardı. 30- 40 yıl önce ilk gördüğümde bayağı sağlamdı, 10 yıl önce de.. Ancak son gördüğümde üzerinden biraz traşlanmış. Sanırım restore edilirken Hitler’e ait olduğu düşünülmüş. Hayır, bu Hitlerin Gamalı Haçı değil!.. Roma dönemine ait.  Lübnan’daki Baalbek’te o kadar benzeri var ki sanki aynı usta yapmış bakınız isterseniz..

Yurdakul, 1963,Erol. Veziri Azam Hoca Hasan’in XII. Yüzyılda Konya ve Kayseri’de Yaptırdığı Bazı Eserler. Konya.

Hoca Hasan Camii. Baalbek kabartmaları..(Resim 1’deki Hoca Hasan Yurdakul’dan alınmıştır).

İnsanlığın ortak bir simgesi olmuştu bir zaman Gamalı Haç..Şimdi ise bir musibet Hitler yüzünden ortak bir düşmanı.. Simgeler yok olmaz ama onlara bakışımız bakış açılarımız değişebilir.. Ancak ileride bşka bir şekilde karşımıza çıkabilir.

Simgeler böyledir yapıştı mı bir kere paçanıza bırakmaz . İster Swastika deyin, Oz deyin ne derseniz deyin Gamalı Haç da böyledir.. İnsanlığı bırakmamıştır binlerce yıl. Bizim de peşimize düşmüştür tarih boyunca.

FK Volkov, “Paleoliticeskaya stojanka v Mezine”, Tr XIV archeol sjezda v Cerigove, t III, 1909; F Vovk, “Paleoliticni znachidki s Mizeni”, Zap Ukr nauk tovaristva, k IV, 1909.

Orta Mezopotamya’da  Orta Kalkolitik Çağ’da 7 bin yıl önce  Samarra  tabaklarının göbeğinde simgenin çıkış kaynağı olan hayat çarkını görebilirsiniz.

Romanya Neolitik-Kalkolitik dönemlerde Romanya Cucuteni ve Trypilska Kültürü(MÖ 4800-3000)

MÖ.4000 yılları Berlin Pergamon Müzesi.

The history of the Swastika

https://www.laiasi.ro/targul-national-de-ceramica-traditionala-cucuteni-5000/cucuteni-iasi-laiasi/

  • Ernst Herzfeld, Die vorgeschichtlichen Töpfereien von Samarra, Die Ausgrabungen von Samarra 5, Berlin 1930.

Baalbek.. Jupiter Tapınağı..

Baalbek.. Jupiter Tapınağı.. https://www.picfair.com/pics/05902745-detail-of-a-gargoyle-at-temple-of-jupiter-baalbek-lebanon

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.