Sloganlarla Yaşayan, Hakikâte Yabancı Bir Neslin Anatomisi
Kökünden kopuk, dalına düşman bir cehalet... İçi boşaltılmış kavramlarla ve sadece slogan atarak aydınlandığını sananların hazin tablosu...
• Diline yabancı: Osmanlıca'yı Arapça, Latin alfabesini Türkçe sanıyor.
• İnancına yabancı: Ezandaki "Allahüekber" nidâsını kendi ana dili; Müslüman olmayı ise "Araplaşmak" sanıyor.
• Tarihine yabancı: Ayasofya’yı hâlâ kilise, Batı’yı medeniyetin tek kalesi sanıyor.
• Gerçeğe yabancı: Tarihin 1923’te gökten zembille indiğine, köklerini reddettikçe çağdaşlaştığına inanıyor.
Öyle bir hayâl dünyası kurmuş ki; kendi uyduruyor, kendi inanıyor... Bilgi yok ama fikir çok; hakikât yok ama slogan çok!
Peki, bu zihniyet nasıl inşâ edildi?
Mesele sadece şahıslar değil; dîni ve maneviyatı hayatın merkezinden söküp atan, insanı sadece dünyevî bir varlığa indirgeyen seküler sistem ve ruhsuz eğitim modelidir.
Kendi tarihine düşman, inancına cahil ve sadece sloganlarla ayakta kalan bu "büyük boşluk", seküler eğitimin bir eseridir. Kökleri kurutulan bir ağacın çiçek açmasını beklemek ne kadar beyhûde ise, maneviyattan arındırılmış bir sistemden hakikâti gören nesiller beklemek de o kadar zordur.
Kendi özüne bu kadar yabancı, hakikâte bu kadar kapalı bu zihniyetle işimiz çok zor, gerçekten çok zor!
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, en büyük köleliktir.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar