Labirent Tv Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | labirenttv.com
2026-04-16 14:54:05

Neslin İhyâsı ve Geleceğin Güvencesi

Mithat GÜDÜ

mgudu@labirenttv.com 16 Nisan 2026, 14:54

​Kalplere Allah Korkusu Yerleştirmek: Neslin İhyâsı ve Geleceğin Güvencesi

​Günümüz gençliğinde (istisnalar hariç) bir boşluk, bir fırtına, bir vicdan erozyonu giderek büyüyor. Sokaklarda, okullarda, ekranlarda karşılaştığımız manzaralar, “Bu çocuklar nereye gidiyor?” sorusunu her geçen gün daha yakıcı hâle getiriyor.

​Timurtaş Uçar Hocaefendi’nin o veciz uyarısı kulaklarımızda çınlıyor:

​“Okulların önüne polis koyacağınıza, gençlerin kalbine Allah korkusu koyun.”

​Ve yine aynı hocanın başka bir tespiti:

​“Bu sistem öyle çocuklar yetiştirecek ki sonunda her okula polis dikmek zorunda kalacaksınız.”

​Ne acı ki bu bir kehânet değil, yaşanmakta olan bir gerçeklik hâline geliyor.

​Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin “Dinsiz eğitimin sonu vicdansız nesildir.” sözü, meselenin köküne iniyor. Çünkü din, sadece birtakım ritüellerden ibaret değildir; o; vicdanın, ahlâkın, merhametin ve adaletin mayasıdır. Kalp, Allah korkusuyla terbiye edilmezse ne yasa ne de polis o kalbi dizginleyebilir. Vicdanın yerini korku ve ceza aldığında ise toplum, kendi evlatlarının elinde yavaş yavaş tahrip olmaya başlar.

​Turgut Cansever’in o derin ikazını hatırlayalım:

​“Şehri îmâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmâl ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil îmâr ettiğiniz şehri tahrip eder.”

​İşte tam da bu yüzden maddî kalkınma ile mânevî ihyâ birbirinden ayrı düşünülemez. Birinciyi yapıp ikincisini ihmâl etmek; kendi ellerimizle şehrimizi, yurdumuzu ve geleceğimizi dinamitlemektir.

​Peki, çözüm nerede?

​Çözüm, küçük yaştan itibaren, daha ilk adımlarından itibaren başlar. İmam Gazâlî Hazretleri asırlar önce bunu en güzel şekilde özetlemişti:

​“Çocuk, anne babasının elinde bir emanettir. Kalbi, her şeyin yazılabileceği saf bir cevherdir. Eğer iyiye alıştırılırsa hem dünyada hem âhirette mutlu olur; ihmâl edilirse helâk olur.”

​Kalp, o saf cevher… Yazılacak ilk satırlar ne olursa olsun, ömür boyu silinmez. Anne baba, öğretmen, toplum… Hepimiz o kalbe ya iyiyi ya kötüyü yazıyoruz. Ya Allah korkusunu ya da Allah unutkanlığını nakşediyoruz.

​Kur’an-ı Kerîm’in en ağır sorumluluklarından biri Tahrîm Sûresi’nin 6. âyetinde bize hatırlatılıyor:

​“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun!”

​Bu âyet, “koruma”nın sadece maddî güvenlik olmadığını, en başta mânevî koruma olduğunu haykırıyor. Aile, evlatlarını cehennem ateşinden korumakla yükümlüdür. Bu koruma, okula polis dikmekle değil; kalbe îmânı, ahlâkı, takvâyı yerleştirmekle olur.

​Bugün çocuklarımızın ve gençlerimizin bugünü ve yarını için en büyük yatırım; dînî ve mânevî değerleri onların zihnine ve kalbine küçük yaştan itibaren nakşetmektir. Bu, ne bir lüks ne de bir tercih meselesidir; bir mecburiyettir. Çünkü emanet elimizdedir.

​Eğer okulların önüne polis yığmak yerine, kalplere Allah korkusunu nakşedebilirsek;

​Eğer nesli ihyâ etmeyi ihmâl etmezsek;

​Eğer o saf cevhere iyiyi yazmaya başlarsak…

​O zaman ne vicdansız nesiller görürüz ne de îmâr ettiğimiz şehirlerin kendi evlatlarımız tarafından tahrip edildiğini.

​Zira asıl îmâr, kalplerin îmârıdır.

​Gerisi teferruattır.

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.