Kuyunun Dibinden Güneşi Gören Adam
Hz. Yusuf’un hayatını hiç bilmeyen bir insan, tertemiz bir kalple Yûsuf Sûresi’ni baştan sona okusa, okudukça gözleri faltaşı gibi açılır, nefesi kesilir.
Çünkü o sûrede, kaderin en muhteşem senaryosu gözler önüne serilir.
Küçücük bir çocuk… Abileri tarafından “Unutulsun, gitsin” diye derin bir kuyuya atılıyor.
O kuyunun karanlığında, bir daha gün yüzü görmeyeceği düşünülüyor.
Ama kaderin kalemi çok başka yazıyor.
Yıllar sonra aynı çocuk, Mısır’ın hazinelerini yöneten adam oluyor.
Devletin ikinci adamı…
O abiler ki bir zamanlar onu öldürmeyi bile göze almışlardı, şimdi karşısında diz çöküp “Bize ekmek ver” diye yalvarıyor.
Hayâl edin:
Öldürmek istediğiniz kardeşiniz, yıllar sonra sizin kaderinizi elinde tutuyor.
Genç Yusuf’a, sarayın en güçlü kadını cinsel arzularla yaklaşıyor.
Reddediyor.
Zindanı tercih ediyor.
Çünkü o, “Allah’tan korkan bir kul” olmanın bedelini ödemeyi göze alıyor.
Zindanda çürürken bile rüyaları yorumluyor, Allah’ı anlatmaktan vazgeçmiyor.
Ve bir sabah uyanıyor ki, Mısır’ın hazine bakanı olmuş.
Peygamber adayı…
Saf bir çocukken hasede uğradı.
Kuyudan çıktı ama eşya gibi satıldı.
Köle oldu.
Kadınlarla sınandı, nefsine uymadı.
Zindana atıldı, ama îmanından taviz vermedi.
Devletin başına geçti, ama kibirlenmedi.
Makamın zirvesine çıktı, ama abilerini rezil etmedi; affetti, kucakladı.
Bu hikâye, sadece bir peygamberin hayatı değil.
Bu hikâye, kaderin ilâhî senaryosunun en çarpıcı dersidir.
Hayatımızdaki “kuyular” bazen çok derin görünür.
Bazen o kadar karanlık olur ki, gökyüzünü hiç göremeyeceğimizi sanırız.
Ama unutmayalım:
Kuyunun dibinden bile güneşi görebilenlere korku yoktur.
Zindandan semâyı izleyebilenlere endişe yoktur.
Çünkü Allah’ın planı mükemmeldir.
O’nun kudreti, bizim dar zihnimizin sığamayacağı kadar büyüktür.
Bugün gözyaşı döktüğümüz bir olay, yıllar sonra “Keşke daha erken olmasaydı” diye şükredeceğimiz bir nimete dönüşebilir.
Hayat bir imtihandır.
Kader ise sırlarla doludur.
Önemli olan, o kuyunun içinde bile başımızı yukarı kaldırmaktır.
Zindanın duvarlarına rağmen gökyüzünü görmeye devam etmektir.
Nefsimize “Hayır” diyebilmektir.
Makama geldiğimizde kibirlenmemek,
Güç elimize geçtiğinde intikam peşinde koşmamaktır.
Hz. Yusuf’un hayatı bize şunu fısıldar:
“Sabret.
Temiz kal.
Allah’a güven.
Çünkü kuyudan saraya,
Zindandan tahta,
Kölelikten hükümdarlığa giden yol,
Ancak O’nun izniyle açılır.”
Ve o yol, her zaman en beklenmedik anda,
en güzel şekilde açılır.
Not: Beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazıyoruz. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar