Labirent Tv Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | labirenttv.com
2026-06-20 03:17:23

"Aklınız Hep Belden Aşağı mı Çalışıyor?" İftirasının Arka Planı

Mithat GÜDÜ

mgudu@labirenttv.com 20 Haziran 2026, 03:17

"Aklınız Hep Belden Aşağı mı Çalışıyor?" İftirasının Arka Planı

Tesettür ve hayâya yöneltilen ucuz saldırının ardındaki entelektüel boşluk ve bilimsel yanılsama üzerine...

Ne zaman toplumda edep, hayâ, namus ve tesettür hakîkati dile getirilse, dînî ve ahlâkî hassasiyetleri aşınmış bazı çevreler aynı basmakalıp soruyu ortaya atar: "Sizin aklınız hep belden aşağı mı çalışıyor? Başka derdiniz yok mu?"

İlk bakışta entelektüel bir eleştiriymiş gibi ambalajlanan bu menfur soru, aslında derin bir cehaletin yahut organize bir art niyetin ürünüdür. Bu soruyu fütursuzca yönelten bedbahtlar, meseleyi sığ bir düzleme çekmeye çalışırken iki büyük felsefî, sosyolojik ve ilmî hatanın girdabına düşmektedirler.

Birinci Hata: Sosyolojik Körlük ve Meselenin Kasıtlı Olarak Daraltılması

Bu zihniyetin ilk yanılgısı, meseleyi basite indirgeyerek yalnızca "bireysel ve içgüdüsel bir cinsel zaaf" olarak görmeleridir. Oysa bizim medeniyetimizde tesettür ve hayâ davası, salt biyolojik bir fitneyi önleme hamlesinden ibaret değildir. Bu duruş; toplumun en temel hücresi olan kutsal aile kurumunu koruma, nesil emniyetini sağlama ve toplumsal moral dokuyu muhâfaza etme mücadelesidir.

İnsanı hayvandan ayıran, onu "eşref-i mahlûkat" (yaratılmışların en şereflisi) kılan onûru ayakta tutma gayretidir. Dolayısıyla hayâyı savunmak; aklın, selîm fıtratın ve ilâhî vahyin üzerinde ittifak ettiği ortak insanlık dilini konuşmaktır. Bunu görememek, sosyolojik bir körlükten başka bir şey değildir.

İkinci Hata: İlmî ve Psikolojik Gerçekleri Görmezden Gelmek

İkinci ve belki daha ağır hata, insan fıtratının ve biyolojisinin inkâr edilemez gerçeklerini yok saymaktır. Modern psikoloji, psikiyatri ve davranış bilimleri; görsel uyaranların insan zihni, alt bilinci ve dürtüleri üzerindeki muazzam manipülatif etkisini on yıllardır binlerce ilmî deneyle belgelemiştir.

Ünlü nörobiyolog Antonio Damasio'nun ve çağdaş sinirbilimcilerin yaptığı fonksiyonel beyin görüntüleme araştırmaları ezber bozuyor. Bu çalışmalar; çıplaklık içeren görsel uyaranların, insan beynindeki ödül, haz ve dürtü merkezlerini (limbik sistemi ve amigdalayı), mantık süzgecini (prefrontal korteksi) tamamen devre dışı bırakarak doğrudan ve saniyeler içinde aktive ettiğini kesin olarak ortaya koymuştur.

İşin çarpıcı yanı; Batılı bilim insanlarının laboratuvarlarda yeni keşfettiği bu gerçeğin, İslâm medeniyeti tarafından asırlar önce çözülmüş olmasıdır. Hüccetü'l-İslâm İmam Gazzâlî, ölümsüz eseri İhyâu Ulûmi'd-Dîn'de; nefsin, şehvetin ve doymak bilmeyen egonun ne denli vahşi ve terbiyeye muhtaç mekanizmalar olduğunu muazzam bir psikolojik derinlikle tahlil etmiştir.

Şu hâlde sokağın çıplaklık terörüne karşı tesettürü savunmak, birilerine "senin niyetin bozuk" demek değildir; insan biyolojisinin, nörolojisinin ve yaratılış gerçeğinin hakkını teslim etmektir.

Kibrin Sınırında Fıtrî Zayıflık

Yüce Yaratan, insanı tasarlayan ve onun şifrelerini en iyi bilen olarak Kelâm-ı Kadîm’inde bizleri şöyle uyarır:

"Allâh sizin yükünüzü hafiflemek ister; çünkü insan, zayıf ve ihtiraslarına karşı dayanıksız olarak yaratılmıştır." (Nisâ Sûresi, 28)

Kendi yaratılışındaki bu fıtrî zayıflığı modern bir kibre kapılarak inkâr etmek, modern insanın düştüğü en trajik yanılgıdır. Bu zayıflığı kabul etmeyenler, en nihayetinde o zayıflığın esiri olup sapkınlığın kucağına düşmekten kurtulamazlar.

Ezcümle; aklı belden aşağı çalışanlar, fıtrata ve bilime uygun sınırlar koyarak insan onurunu korumaya çalışanlar değil; insanı sadece et ve kemikten ibaret bir arzu nesnesine indirgeyip vahşî dürtülerin kölesi yapmak isteyenlerin ta kendisidir.

Asıl soru şudur: Akıl yalnızca biyolojik gerçekleri inkâr etmek için mi kullanılmalıdır? Yoksa o gerçeklerle yüzleşerek insanı inşâ etmek için mi?

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.