İsmail Saymaz'ın 'Mağdur' Güzellemesi, Murat Övüç'ün Mukaddesât İstismarı: İslâm’ın Nişânesi Magazin Aparatı Yapılamaz!
Saymaz Soruyor, Övüç Cevaplıyor: Başörtüsüyle Eğlenen Bir Zihniyet 'Mağduriyet' Zırhına Bürünebilir mi?
Şeâir-i İslâm: Magazin Malzemesi mi, Mukaddes Emanet mi?
Gazeteci İsmail Saymaz’ın köşesine taşıdığı ve Murat Övüç ile gerçekleştirdiği röportaj üzerinden servis edilen "başörtüsünden tutuklanan ilk erkek" başlıklı yazısı, toplumun mânevî sinir uçlarıyla oynayan trajikomik bir tiyatrodan ibarettir. Bir magazin figürünün, İslâm’ın en bariz nişânelerinden ve Müslüman hanımların iffet sembolü olan başörtüsünü uçak kabinlerinde veya sahnelerde bir "eğlence ve mizah" unsuru hâline getirmesi; bu hürmetsizliğin ise usta bir kalem marifetiyle sanki bir "özgürlük kısıtlaması" ya da "mağduriyet" gibi sunulması, değerler erozyonunun vardığı korkutucu boyutu gözler önüne sermektedir. Saymaz’ın bu absürt durumu "zenneler koğuşu" ironisiyle meşrulaştırma çabası, sadece hukukî bir sorgulama değil, aynı zamanda dînî ve ahlâkî hakikatlere karşı örülen bir perdedir.
1. Kutsalın Karikatürize Edilmesi Kabul Edilemez
İslâm hukukunda ve ahlâkında bazı semboller "Şeâir-i İslâm" (İslâm’ın alâmetleri) olarak kabul edilir. Başörtüsü, sadece bir bez parçası değil; bir ibadetin, bir kimliğin ve bin yıllık bir iffet anlayışının tezahürüdür. Bir erkeğin, cinsel kimlik tartışmaları gölgesinde bu mukaddes nişâne ile "Kızlar nasıl olmuşum?" diyerek dalga geçmesi, en hafif tabiriyle mânevî değerlere saygısızlıktır. Dinî değerler, kimsenin takipçi sayısını artırmak veya kadınlar matinesinde kahkaha toplamak için kullanabileceği birer dekor değildir.
2. "Ben de İbadet Ediyorum" Söylemi Bir Zırh Olamaz
Röportajda sıkça vurgulanan "Namaz kılıyorum, umreye gittim, hafız okutuyorum" gibi savunmalar, İslâmî hakikatler karşısında ferdi kurtarabilir ancak sergilenen çelişkiyi ortadan kaldırmaz. İslâm, bir bütündür. Bir yandan dînî vecîbeleri yerine getirdiğini iddia edip, diğer yandan fıtrata müdahale eden bir yaşam tarzını ve tesettür gibi ağır bedeller ödenmiş bir simgeyi mizah malzemesi yapmak, samimiyet sorgulamasını beraberinde getirir. Unutulmamalıdır ki; din, kişiye özel bir hobi değil, hayatın her alanını kuşatan bir edep disiplinidir.
3. Ahlakî Çöküşün "Normalleştirilmesi" Tehlikesi
İsmail Saymaz’ın yazısında meseleyi sadece bir "hukuk ve özgürlük" sorunu olarak resmetmesi, buzdağının altındaki ahlâkî tahribatı görmezden gelmektir. Bir toplumda erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemeye çalışması (teşebbüh), kadîm medeniyetimizde sadece dînî bir yasak değil, toplumsal yapının çürümesi olarak görülmüştür. "Zenneler koğuşu mu açacaksınız?" sorusuyla yapılan ironi, aslında toplumsal cinsiyet karmaşasının ne denli derinleştiğini ve bu karmaşanın nasıl "sanat" veya "eğlence" adı altında meşrulaştırılmaya çalışıldığını itiraf etmektedir.
4. Başörtüsü "Mağduriyet" Aracı Değildir
Yıllarca bu ülkede başörtüsü taktığı için okullarından, işlerinden ve sosyal hayatlarından mahrum bırakılan binlerce kadının onurlu mücadelesi, bugün bir erkeğin magazinel şovlarıyla aynı kefeye konulamaz. "Başörtüsünden tutuklanan ilk erkek" manşeti, gerçek mağdurların hatırasına ve başörtüsünün vakarına sürülmüş bir lekedir. Hiç kimse kendi hevâsı ve eğlencesi uğruna İslâm’ın mukaddesatını kalkan yaparak mağduriyet devşirmeye kalkmamalıdır.
Mesele bir şahsın tutuklanıp tutuklanmaması meselesi değil, "neye, ne kadar saygı duyduğumuz" meselesidir. İslâmî hakikatler, modern dünyanın "her şey mübah" anlayışına kurban edilemeyecek kadar yücedir. Toplum olarak; eğlence ile hakareti, mizah ile mukaddesatı birbirine karıştırmaktan vazgeçmeli; ahlâkî değerlerimizi popülist kalemlerin ve magazin figürlerinin insafına terk etmemeliyiz. Edep, en büyük hazinedir ve bu hazineyi korumak her müminin ve her sorumlu vatandaşın boynunun borcudur.
Not: Mithat Güdü; beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazar. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar