Gönül İnceliği: Hassas Bir Terazi
İnsanlarla olan ilişkilerimizi genellikle büyük kavgalar, sert tartışmalar veya ağır sözler ve hakaretler üzerinden değerlendiririz. Oysa bir insanın gönlü, büyük fırtınalarla değil, çoğu zaman küçük detaylarla incinir. Bazen sessizce çekip gitmek, bazen soğuk bir bakış, bazen de karşımızdakini görmezden gelerek çatılan bir kaş; o kişinin dünyasında tamiri zor yaralar açabilir.
Sessiz Kırgınlıklar
İnsan rûhu çok hassastır. Dilimiz sussun ya da susmasın, tavırlarımız her zaman konuşur. Bir ortamda birine yer vermemek, selâmı isteksizce almak ya da birinin heyecanına karşı ruhsuz bir tepki vermek dışarıdan "küçük bir şey" gibi görünebilir. Ancak bu durum, karşı tarafta "değersizlik" hissi yaratır. Rûhun en derin sızısı da budur.
İslâm ve Nezâket
İslâm, sadece ibadetlerden ibaret değildir; aynı zamanda bir nezâket ve zarâfet yoludur. Kul hakkını sadece birinin parasını çalmak ya da birine haksızlık etmek olarak görenler, dînin o ince rûhunu henüz tam fark edememiş demektir.
Çünkü bu inanç:
• Yüzdeki küçük bir gülümsemeyi bile iyilik (sadaka) kabul eder.
• Yoldaki bir engeli kaldırmayı inancın bir parçası sayar.
• Kalp kırmayı, kutsal bir yapıyı yıkmak kadar ağır bir sorumluluk olarak görür.
Detaylardaki Hak
Kul hakkı; sadece birinin malına zarar vermek değil, onun iç huzurunu bozmaktır. Bir insanın kalbine verdiğimiz o küçük hüzün bile aslında büyük bir sorumluluktur. Bizim "öylesine" yaptığımız bir hareket, belki de o gün birinin tek moral kaynağını elinden almıştır.
Bu hassas ölçü bize şunu fısıldar: İyilik de kötülük de küçük detaylarda gizlidir. Gerçek asalet, kimsenin görmediği anlarda bile bir kalbi incitmemek için dikkatli davranmaktır.
"Kalp, Allah’ın her an baktığı yerdir. O’nun kıymet verdiği bir kalbi inciten, o kalbin gerçek sahibini de üzmüş olur."
Gönül Terazisi (Şiir)
Sanma ki gönül sadece kötü sözle yıkılır,
O nazlı bir saraydır, can içinde candır gönül.
Bazen tek bir bakışla binlerce ah yakılır,
Sessizce dertlenip, içine atan candır gönül.
Sessiz kalmak bazen keskin bir kılıç gibidir,
Konuşulmayanlar, kalbi yoran bir güç gibidir.
Tek bir çatık kaş, baharı kışa çevirir,
Umutları bir anda solduran candır gönül.
Buna ne kantar yeter, ne de tartı dayanır,
İnce bir sızı başlar, ruh içten içe yanır.
Kul hakkı denilen şey, kıldan ince saklanır,
Hassas bir iğne ucunda duran candır gönül.
Gülümsemen bir iyilik, bakışın huzur olsun,
İyilikle bakanın kalbi nurla dolsun.
Nezâket ülkesinde her zaman yerin olsun,
Kutsal bir emanet gibi taşınan candır gönül.
Ölçümüz hep zarâfet, tartımız sevgi olsun,
Dünyada bundan daha güzel bir yol bulunsun.
En küçük ayrıntıda bile hakkı gözet ki;
Yaradan’ın her an baktığı yerdir bu gönül.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci - Yazar