Labirent Tv Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | labirenttv.com
2026-04-03 16:45:41

Kutsal, Mîzah Malzemesi Olur mu?

Mithat GÜDÜ

mgudu@labirenttv.com 03 Nisan 2026, 16:45

Kutsal, Mîzah Malzemesi Olur mu?

Toplumsal hassasiyetin zayıfladığı, "mîzah" adı altında her türlü kutsalın aşındırıldığı günümüzde, âyetlerin rehberliği hayatî önem taşıyor.

​Şaka ile Gelen Büyük Tehlike

​Günümüzde her şeyin hızla tüketildiği, her konunun "içerik" hâline getirildiği bir dijital çağda yaşıyoruz. Gülmek ve güldürmek, sosyal medyanın en geçerli akçesi haline gelmiş durumda. Ancak bu kontrolsüz "eğlence" anlayışı, bazen insanı geri dönüşü olmayan bir uçurumun kenarına sürüklüyor. 

Özellikle dînî değerlerin, sembollerin ve inanç esaslarının şaka konusu yapılması, modern insanın "sadece gülüyoruz" savunmasıyla geçiştirilemeyecek kadar derin bir meseledir.

​Peki, İslâm inancında mîzâhın bir sınırı var mıdır? Allah’ın âyetleri, Peygamber’in sünneti veya müminlerin hâlleri "eğlence" malzemesi yapılabilir mi?

Bu sorunun cevabı, hicretin 9. yılında, kavurucu sıcakların hüküm sürdüğü Tebük Seferi’nde gizli.

​Tebük Yolunda Bir "Şaka" ve Sarsıcı Cevap

Tevbe Sûresi'nin 65. ve 66. âyetlerinin nüzûl (iniş) sebebi olarak tefsir kaynaklarında kaydedilen meşhur bir hadise...

​İslâm tarihinin en zorlu seferlerinden biri olan Tebük Seferi esnasında bir grup münâfık veya îmanı zayıf kişi kendi aralarında Kur’an hafızlarını ve Müslümanları hedef alan çirkin ifadeler kullanırlar:

"Şu bizim kurrâlarımızı (Kur'an okuyanlarımızı/hafızlarımızı) görüyor musunuz? Onlardan daha karnına (midesine/boğazına) düşkün, dili daha yalancı ve düşmanla karşılaştığında onlardan daha korkak kimseyi görmedik."

​Aslında bu sözler, sadece o günkü sahâbelere değil, doğrudan temsil ettikleri inanç sistemine yönelik bir aşağılamaydı.

Durum Hz. Peygamber’e (s.a.s.) intikâl ettiğinde, olayın failleri hemen savunmaya geçtiler: "Yâ Resûlallah! Biz sadece yolculuk yorgunluğunu atmak için şakalaşıyorduk, ciddi değildik, lafa dalmıştık..."

​İşte tam bu noktada, semânın kapıları açıldı ve kıyamete kadar sürecek olan o kesin uyarı (Tevbe Sûresi 65-66. Âyetler) nâzil oldu:

"Eğer onlara (niçin alay ettiklerini) soracak olursan, elbette şöyle diyeceklerdir: 'Biz sadece lafa dalmıştık ve eğleniyorduk.' De ki: 'Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun elçisiyle mi eğleniyordunuz?'"

"Özür dilemeyin! Siz, îman ettikten sonra gerçekten kâfir oldunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, diğer bir zümreye suçlu oldukları için azap edeceğiz."

​"Sadece Şaka Yapıyorduk" Savunması Neden Geçersiz?

​Kur’an-ı Kerim bu âyetlerle bize çok net bir sınır çiziyor: Kutsal olan, mîzâhın konusu olamaz. Çünkü alay etmek, küçümsemeyi barındırır; küçümsemek ise tâzimi (saygıyı) yok eder. Allah’a ve O’nun kutsal kıldığı değerlere saygısını yitiren bir kalpte ise îmanın barınması mümkün değildir.

​Âyetin ifadesi sarsıcıdır: "Îman ettikten sonra küfre girdiniz."

Bu, yapılan eylemin basit bir ahlâk hatası veya dil sürçmesi değil, doğrudan akîdeyi (inanç esaslarını) hedef alan bir imha operasyonu olduğunu gösterir. Niyetin "eğlenmek" olması, sonucun "felâket" olmasını değiştirmez.

​Günümüzün "Modern" Alaycılığı
​Bugün televizyon skeçlerinde, sosyal medya videolarında veya arkadaş ortamlarında; namazın, haccın, kılık kıyafetin ya da hadis-i şeriflerin komedi unsuru yapıldığını sıkça görüyoruz. "Canım ne olacak, niyetimiz kötü değil" ya da "Hoşgörü dîni değil miyiz?" gibi söylemler, bu büyük tehlikenin üzerini örtmek için kullanılan birer maskedir.

​İnce Çizgi: Bir Müslüman elbette gülebilir, şaka yapabilir. Hz. Peygamber de şaka yapardı; ancak o, şaka yaparken bile sadece gerçeği söyler ve kimsenin onûrunu, hiçbir kutsal değeri incitmezdi.

​Kutsalın Sıradanlaşması

Dinî değerlerle dalga geçildiğinde, o değerlere duyulan hürmet azalır. Hürmetin azaldığı yerde kalp katılaşır, kalbin katılaştığı yerde ise mâneviyat ölür.

​Ebedî Bir Kayba Karşı Uyanık Olmak

​İslâm medeniyeti bir edep medeniyetidir. Edep ise her şeyi yerli yerine koymak, haddini bilmektir. Kulun, Yaratıcısı ve O’nun mukaddesatıyla olan bağı, "eğlence" uğruna fedâ edilemeyecek kadar kıymetlidir.

​Tevbe Sûresi’ndeki bu uyarı, bizlere bir ayna tutuyor. Dilimizden dökülen bir kelimenin bizi nerelere sürükleyebileceğini hatırlatıyor.

Kutsal ile alay etmek, şaka dâhi olsa basit bir ahlâk hatası değil; îmanı zedeleyen, hatta ortadan kaldıran bir fiildir.

Mesaj açıktır: İslâm inancına göre kutsal değerlerle (Allah, Peygamber, Kur'an) yapılan şakalar "mîzah" kapsamında değerlendirilemez ve bu durum kişiyi dinden çıkarabilir.

Günümüzde dînî değerlerle dalga geçenlerin "Sadece şaka yapıyoruz," şeklindeki savunmalarının dînen bir geçerliliğinin olmadığı bu âyetlerle net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Unutmamalıyız ki; Allah’ın âyetlerini ve dînî sembolleri mîzah malzemesi yapmak, bir "özgürlük" veya "mîzah yeteneği" değil, mânevî bir intihardır.

​Ecdadımızın dediği gibi: "Edep yâ hû!" Çünkü edep bittiğinde, îman da tehlikeye girer.

Not: Mithat Güdü; beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazar. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.