Hâl-i Pür Melâlimiz: Modern Bir Fetret Devri
Tarihin tekerrür ettiği söylenir ya… İşte tam da o günlerden geçiyoruz.
Aynaya baktığımızda gördüğümüz sûret ile içimizdeki ruh arasındaki uçurum, hiç olmadığı kadar derinleşmiş durumda.
Uğruna can verdiğimiz, yıllarca mücadele ettiğimiz değerleri bir kenara itmişiz. İdeâllerimizi unutmuş, hedeflerimizden sapmışız. Bilincimizi, ihlâsımızı, kardeşliğimizi ve en temel güven duygumuzu yitirmişiz. Modern bir fetret devrinde debeleniyoruz.
“Modern zamanlar” ya da “teknoloji çağı” diye adlandırdığımız bu dönemde aslında topyekûn bir ihlâs ve kimlik imtihanı yaşıyoruz. İşte bu “hâl-i pür melâlimizin” açık bir dökümü:
Cahiliye’yi Aratmayan Bir Çağ
İçki, kumar, zina, faiz ve her türlü sapkınlık artık resmîleşmiş, kurumsallaşmış, vergilendirilmiş, reklamı yapılmış ve “normal” kabul edilmiştir. Helâk olan eski kavimlerin günahları bugün “çağdaşlık”, “özgürlük” ve “eğlence” diye pazarlanıyor.
Namaz kıldığımız hâlde kötülüklerden alıkonmuyoruz.
Tesettür örtüyor ama vakar kazandırmıyor.
İlim okuyoruz ama istikâmet vermiyor.
Nasihat tesir etmiyor, ölüm ibret olmuyor.
Helâl tercih edilmiyor; haram reyting rekorları kırıyor.
En acısı ise şudur: Sokakta karşılaştığımız ahlaksızlığı yüzümüzü çevirerek geçiyoruz. Ama aynı akşam evimizde, eşimizle, kızımızla, oğlumuzla o ahlaksızlığı “dizi”, “film”, “sanat” diye heyecanla izliyoruz. Kapımızın önünden bile geçirmeyeceğimiz tipleri “artist” diye bağrımıza basıyor, hayran oluyor, takip ediyor ve savunuyoruz.
Dışarıda “yedi düvelle mücadele ediyoruz” diyoruz; ama onların kültürünü, ahlaksızlığını ve değer yozlaşmasını dizilerle, sosyal medya ile evlerimize, sofralarımıza, çocuklarımıza davet ediyoruz.
Ticaretimize faizi bulaştırıyor; nesillerimize 'milli piyango', 'loto' ve 'toto' gibi isimler altında kumarı aşılıyoruz. Bunlar yetmezmiş gibi, dijital platformlarda hızla yayılan online kumar, sanal bahis ve kripto kumar gibi yeni nesil bağımlılıklar da toplumsal dokumuzu ve maneviyatımızı her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Neticede helâl ile haram, hak ile batıl öylesine iç içe geçti ki artık vicdanlar yönünü tayin edemez hâle geldi.
Şekil Var, Ruh Yok
Namaz kılıyoruz ama namaz bizi kötülükten alıkoymuyor.
Örtünüyoruz ama tesettürün vakarına ulaşamıyoruz.
Okuyoruz ama ilim bizi istikâmete sevk etmiyor.
En derin krizimiz, söylem ile eylem arasındaki o uçurumdur. Borcunu ödemeyen, sözünde durmayan; gıybet, dedikodu ve iftiradan çekinmeyen; yüzüne güldüğünü arkasından çekiştiren, çevresiyle uyumsuz, akrabasıyla dargın ve maneviyattan uzak... Sadece hevâ, heves, menfaat ve makam peşinde koşan 'koca koca adamlar'...
Dün söylediğini bugün inkâr etmek zorunda kalan, bugün övdüğünü yarın yerden yere vuran, güç merkezi değişince ortada kalan, Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, yüzü kızarmaz bir hâle geldik.
Mücadelelerle, bedellerle kazandığımız değerler birer birer elimizden kayıyor. Rûhumuzu kaybediyoruz; geriye sadece posası kalmış, şekilden ibaret bir “dindarlık” kalıyor.
Özümüze Dönmek ya da Savrulmak
Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir milletin; ekonomik, sosyal ve ahlâkî krizlerine çözüm ararken İslâm’ın ne dediğine zerre kadar bakmaması, bu imtihanın en ağır yanıdır.
Bir avuç ekran soytarısının ve sosyal medya trolünün vicdanlarımızı esir almasına, algılarımızı yönetmesine, değerlerimizi belirlemesine sessizce izin veriyoruz.
Oysa tarih bize gösteriyor ki:
Fetret devirleri ya büyük bir uyanışla ya da tam bir savrulmayla biter.
Şimdi tercih bizim:
Ya özümüze, o ilk kuşağın ihlâsına, samimiyetine, kardeşliğine, adaletine döneceğiz…
Ya da bu modern fetrette savrulup gideceğiz.
Rûhumuzu yeniden diriltmek için vakit hâlâ var. Ama çok azaldı.
Hâl-i pür melâlimiz işte bu.
Yaşadığımız bu derin çelişkiyi gördüğümüz, itiraf ettiğimiz ve değiştirmek için harekete geçtiğimiz gün, fetret bitecek ve yeniden diriliş başlayacaktır.
Rabbim, bizleri bu imtihanda muvaffak eylesin.
Âmîn.
‼️Mithat Güdü; beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazar. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar