Labirent Tv Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | labirenttv.com
2026-07-24 08:57:11

İsimler Değişti, Zihniyet Aynı: Bitmeyen Husûmet

Mithat GÜDÜ

mgudu@labirenttv.com 24 Temmuz 2026, 08:57

İsimler Değişti, Zihniyet Aynı: Bitmeyen Husûmet

​Mekke Sokaklarından Günümüz Türkiye’sine Değişmeyen Zihniyet

​İnsanlık tarihi, hak ile bâtılın; inanç ile inançsızlığın; değerlere hürmet edenlerle o değerlere savaş açanların amansız mücadelesine sahne olmuştur. Çağlar değişmiş, coğrafyalar farklılaşmış, teknoloji ilerlemiş ama ne yazık ki bazı zihniyetlerin özü, sığlığı ve tahammülsüzlüğü asla değişmemiştir ve değişmeyecektir.

​Bugün kendisini "çağdaş", "ilerici" ya da "aydınlanmış" olarak etiketleyen, fakat özünde jakoben bir tahammülsüzlük barındıran malum anlayışın sergilediği tavır, münferit bir olay değil; tarihsel bir sürekliliğin günümüzdeki tezahürüdür.

​Çifte Standart ve İnanç Fobisi

​Bu zihniyetin en belirgin vasfı, savunduğunu iddia ettiği "özgürlük" ve "hoşgörü" kavramlarını sadece kendi ideolojik kalıplarına uyanlar için geçerli saymasıdır.

​Mezuniyet kürsülerinde inancı gereği başını örten genç kızlardan, takkesiyle dualara katılan gençlerden rahatsızlık duyarlar. Ancak sıra toplumun ahlâkî dokusunu zedeleyen marjinal sembollere ve söylemlere geldiğinde, bunu derhal "özgürlük" kılıfıyla savunurlar.

​Ezan-ı Muhammedî’nin semalarımızda yankılanmasından, camilerin dolup taşmasından, Kur’an-ı Kerim’in yankılanan ilâhî mesajından içten içe rahatsız olurlar. Âyetlerin topluma tebliğ edilmesine tahammül edemez, kutsal kelâma —sümme hâşâ— "çağ dışı" ya da "saçmalık" deme cüretini gösterirler.

​Nesillerin kendi dînini öğrenme hakkına karşı çıkar; okullarda din eğitimini "gericilik" olarak nitelendirirler. İslâm’ın ulvî değerlerini ve müntesiplerini küçük düşürmek için "tarikatçı", "şeriatçı", "örümcek kafalı" gibi yaftalar üretip, aziz dînimize "Orta Çağ karanlığı" ya da birtakım coğrafî benzetmelerle hakaret etmeyi bir alışkanlık hâline getirirler.

​İbadetini edâ eden hanımefendilere hakareti, Hac yolcularına laf atmayı, inançlı insanı hor görmeyi kendilerinde bir hak sanırlar.

​Mekân ve Zaman Değişti, Zihniyet Aynı

​Gözümüzün önünde cereyan eden bu ve buna benzer aşağılık tavırlar ile Asr-ı Saadet’te Mekke müşriklerinin Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) sergilediği tutum arasında sadece zaman ve mekân farkı vardır.

​İbn-i Sa’d’ın kaydettiği üzere; Ebû Cehil, Ebû Leheb, Velîd b. Muğîre, Ümeyye b. Halef, Ukbe b. Ebû Muayt ve benzeri Kureyş elebaşları, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) komşuları ve o toplumun "önde gelen" isimleriydi.

​Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (s.a.v.) geçtiği yollara dikenler döşeyenler de onlardı.

​Mescid-i Harâm'da namaz kılarken O’nunla alay edip gülüşenler, secde halindeyken mübârek başına deve işkembesi koyanlar da onlardı.

​Mübarek boynunu bezle sıkıp nefessiz bırakmaya çalışanlar, peygamberliğinin delillerini gördükçe "büyücü", ilâhî vahyi tebliğ ettikçe "meczup" diyenler de onlardı.

​Efendimiz (s.a.v.) sokaktan geçerken arkasına çocukları takıp bağrıştıranlar, Kur’an yüksek sesle okunduğunda gürültü çıkarıp vahye küfredenler de yine o dönemin elit görünümlü yobazlarıydı.

​İşte bugün İslâm’ın şiarlarına, sembollerine ve mensuplarına kin kusan anlayış ile o günün Kureyş zihniyeti aynı kaynaktan beslenmektedir. Yöntemler ve araçlar değişmiş olabilir; fakat kalplerdeki çekemezlik ve dîne karşı duyulan husûmet tıpatıp aynıdır.

​Basiret ve Feraset Zamanı

​Bütün bu tablo karşısında, Allah’a ve Resûlü’ne îman ettiğini beyan eden bir müminin duruşu net olmak zorundadır. İslâm’ın temel değerleriyle, mukaddesatıyla ve Müslümanların yaşam tarzıyla barışamamış; her fırsatta dîne kin kusmayı gelenek hâline getirmiş bir zihniyete gönül vermek de oy verip desteklemek de basîret ve ferâsetle asla bağdaşmaz.

​Çünkü bu anlayış, kişisel bir tercih meselesi değil; doğrudan doğruya Allah Teâlâ’nın aziz dîni olan İslâm’a, onun ahkâmına ve sembollerine karşı takınılmış riyakâr ve saygısız bir tutumdur.

​Ve ne yazık ki tarih şahittir ki; bunlar dün değişmedi, bugün değişmedi, yarın da değişmeyecekler.

​Allah Azze ve Celle bizleri Kendisine layık bir kul, Habib-i Edîbi’ne (s.a.v.) lâyık bir ümmet eylesin. Ayaklarımızı dîni üzere sabit kılsın, bizleri basîret ve ferâsetten ayırmasın. Âmin.

​Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip / Gazeteci-Yazar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.